bonobo-sevisirken

TED Videosu: İnsanın en yakın akrabası, Bonobolar

Evrimin en popüler kısmı malumunuz maymundan insana geçiş. Aslında bu biraz yanlış bir ifade çünkü tam olarak bugünkü maymundan gelmedik. Bugünkü maymun da bizim gibi bir evrim geçirerek bugünkü halini aldı. Yani daha doğru bir ifadeyle bugünkü maymunla bugünkü insanın ortak bir atası vardır, maymunlarla aramızdaki ilişki baba oğul dan ziyade 2 kuzen gibidir. Baba oğul ilişkisini daha ziyade bakterilerle kurmak gerekir 🙂 (bir önceki yazımda epey detay var)

Bizim en yakın kuzenimiz de bir şempanze türü olan Bonobo‘lardır. Bonobolarla DNA oranımız %99,4 oranında benzeşmektedir. TED’de de onlarla ilgili çok güzel bir konuşma var, aşağıya koyuyorum. insana ne kadar benzediğini, hatta çoğu zaman 2 ayak üzerinde bile yürüdüklerini görürsünüz..

Bazı görüntüler muhafazakar kimseleri rahatsız edebilir. Misal hayvan, taş devrindeki insanların yaptığı mızrak ucu gibi şeyleri yapabiliyor. Yani bu maymun taşı yontmayı şekil vermeyi ve istediği gibi kullanmayı biliyor. Ateşi kontrol etmeyi biliyor. Tıpkı binlerce yıl önce mağarada yaşayan insanın yaptığı gibi.. Kendisine öğretilen bir şeyi öğrenip, yeni nesillere aktarabiliyor. Yeni nesillere aktarmak çok ama çok önemli bir ayrıntı çünkü bu kültürü oluşturan temel etmen. Örneğin bizim yemek kültürü dediğimiz bir şey var, bizden önceki insanlar bazı yemek yeme kuralları koymuşlar: (çatal kaşık kullan, yemekten önce elini yıka vs. gibi çok temel şeylerden bahsediyorum) ama düşünün, bin yıl önce insanlar kıçlarını yıkamıyormuş tuvaletten sonra; bi de yemek öncesi elini mi yıkasın 🙂 bu sanayi devrimi sonrası yaygınlaşan bir şey ve sonradan öğrenilen şeyi insanlar yeni kuşaklara da öğretmiş. Bu Bonobolarda da benzer bir beceri mevcut.

Detayları videoyu izleyerek görebilirsiniz.

(videoya tıkladığınızda ingilizce altyazı aktif oluyor, Malesef türkçe altyazı yok)

Bir de bonobo demişken, bu bahsettiğimiz maymun türü olan bonobo’dan ismini almış müzik grubu olan bonobo’yu da anmadan geçmeyelim, kendilerini pek bir severim, “dial m for monkey” albümünü hepinize tavsiye ederim. şahane bir full enstrumantal bir albümdür.

bir şarkısını da paylaşayım:

Share:

2 comments

  1. Ne ilginç ki bu videoya da yanıt veren çıkmamış!!!.. 🙂

    Yani biri mesela çıkıp kafir diye yazabilirdi, ama yukarıda videoyu izledikten sonra ne diyebilirsin ki?

    Yine de bütün bunlar iyi de nereden gelmiş olabileceğimizi değil de nereye gidebileceğimizi araştırsak bence daha iyi ederiz.. Bunun anahtarı da şimdiye odaklanmak, şimdide yaşamayı öğrenmek ve bu başarılabildiğinde, zaten neler yapılabileceğini görmeye başlıyorsun… Nereden gelmiş olabileceğimiz bizi bir şey yapmaz… O zaman şöyle olsun: mikroorganizmadan geldik diyelim, bu neyi değiştirir??? Hayatlarımızda bu neyi daha güzel, sevgi dolu, şifa dolu ve içten yapacak?
    Gözlerin nereye dönükse, bedenin de onu izler…Ne olmak istiyorsan onu gözünün önüne getir… İyi ve kötünün ötesinde butün var olan evrende sevgi denen yaratıcı bir güç mevcut, bunu geçmişte yapılanlara, onun bunun şu kimsenin şuna yaptığına ya da şu hayvanın şu tür yaşantısına bakarak bulamazsınız.. Nereden geldiğinizi öğrenmek istiyorsanız, aslında ne olduğunuzu bulmanız yeter… Bu videodaki bilim insanları harıl harıl, nereden geldiklerini bulmaya çalışıyorlar ve dinlerden öclerini alıyorlar kanımca… Ben de diyorum ki, nereden geldiğinizi bulmak istiyorsanız, kendinize ben kimim diye sorun? Nereden geldiğimiz zaten içimizdeki her bir varoluşta, her bir zerrede mevcut… Gözlemleyen olarak kendinizi dışarıda bırakmayın… Ben kimim? Bu beden mi? 🙂 🙂 Peki geceleyin uyurken bir rüyada nasıl görüyorum… Tamam bilimcilere göre bilinçaltındaki görünümler gözüküyor vs filan… Peki ben bir rüyada nasıl içerisinde kendi bedenimle var olabiliyorum… Ama asıl önemlisi o rüyayı da gören kim? Eğer bunu gören bu beden olan ben isem, o halde beynin içerisinde de mi gözlerim var??? 🙂 Peki bunun bilimsel kanıtı nerede? Neden onca beyin taramasına rağmen içeride bir göz bulunamadı???

    Arkadaşlar kim olabileceğimizi ve potansiyelimizi bulmaya çalışalım.. Geçmişi deşip durmak ve kendini dışarda bir yerde aramak neye çare olacak?… Evrenin akışı geriye doğru gitmiyor, ileri doğru gidiyor… ya da bir diğer değişle saf bilincin akışı

    Sevgilerimle

Leave a Reply


Notify me of followup comments via e-mail. You can also subscribe without commenting.